Karaköy, Bilecik ilinin Pazaryeri ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihi

kurtuluş savaşı gazilerinden edinilen bilgiye göre [rahmetli gazimiz MEHMET YARIM]yunanlılar tarafından iki defa yakıldığından dolayı karaköy adını almıştır

Kültür

Köyün gelenek, görenek hakkında bilgi yoktur.

Yemekleri :

Mantı (patatesli , mercimekli), Lınga , Momalika , Tomtu , Kurufasulye , Höşmerim , Peynir helvası , Kabak tatlısı , Pelte , Nişasta helvası , Su böreği , Patatesli - Ispanaklı börek , Dokuzdoyuran böreği , Kırma börek , Dızmana , Haşhaşlı lokum ,

Coğrafya

Bilecik iline 23 km, Pazaryeri ilçesine 10 km uzaklıktadır.

İklim

Köyün iklimi, Marmara iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 965
1997 913

Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. ayrıca işçiliklede geçim sağlanmaktadır…

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Ahmet Ertan ACARER
1999 - Bahattin UYAR
1994 - Mehmet TAŞ
1989 -
1984 -

Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak ilkokul 3. sınıfa kadar eğitim öğretim verilmektedir. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon ve adsl vardır…

Tatarlar eski çağlardan beri tarımla ve hayvancılıkla uğraştıkları için yiyecek maddeleri de tarımsal ve hayvansal ürünlerin tamamıdır. Bu yüzden mutfaklarında hamur işine ağırlık verilmiştir. “Tatar hamursuz doymaz” sözü bunu doğrular. Tatarlar şimdiye değin yemek kültürlerini yitirmemişlerdir. Ancak, yeni kuşaklar güç olduğu gerekçesiyle günümüzde bu mutfağı
öğrenip yaşatmak yerine kentteki çiğbörek dükkanlarından yararlanmaktadırlar.

Yiyecek içeceklerle ilgili kullanılan araç gereç ve kapkacaklar

PEŞ (Fırın)

Eskiden her evde kullanılmasına rağmen, değişen çağa ayak uyduramayan peş, yok olmaya yüz tutmuştur. Şimdi evde kullanılan peş; kerpiç, tuğla ve kiremit parçalarından yapılmaktadır. Peş, evin içinden bir odanın duvarına bitişik olarak yapıldığı gibi, dışarıda ayrı olarak da yapılmaktadır. Yakacak olarak saman kullanılmaktadır. Bu fırınlarda hamur işleri
yapılmaktadır. Kışın da soba yerine kullanılmaktadır. Ayrıca bazı peşlere sıcak su elde etmek için bölümler eklenmiştir.

Peşte kullanılan araç gereçler ise Sürgüş, senek, şiş:

Sürgüş

Peşin yakılması sırasında samanı peşin içine sürmek ve peşin içindeki yanmış samanı çıkarmak için kullanılır. Yapısı en basit şekilde tanımlayacak olursa, 1 buçuk metre uzunluğundaki bir sırığın ucuna geniş bir tahtanın çakılmasıyia oluşmuştur.

Senek

Oşagk (saç ayağı) ve üzerine konulan Örtmeğ-şası (ekmek saçı) peşin içine koymak ve içinden
çıkarmak için kullanılır. Büyük bir çatala benzer.

Şiş

Peşin içinde yanmakta olan samanı alevlendirir. Şiş ile saman karıştırılıp havalandırılır. Böylelikle ateşten daha çok yararlanılır. Yapı olarak uzun, demir bir çubuktur.

Oşagk ve Ötmeğ Şaşı

Oşagk, saç ayağıdır. Üç ayağı vardır. Örtmeğ şaşı ise pişirilecek olan ekmek ya da
hamur işinin konulduğu saca denir.

Mutfak düzeninde, bir değişiklik yoktur. Tipik Türk
mutfağı örneğidir. Tel dolap, buzdolabı ve tabakların dizildiği raflardan oluşur.

Çorbalar

Oğmaç Çorbası

200 gr.un, 150 gr. kıyma, tuz, 1,5 lt.su, salça ya da kırmızı biber, 125 gr. Yağ.

Yağ ile kıyma kavrulur. Salçası konur. Su ve tuz katılır. Kaynayan suyun içine elle ovulan hamur
(oğmaçlar) atılır. 25 dakika sonra servise hazırdır. Bu çorbada, aynı zamanda süt kullanılarak
Odunpazarı’nda da yapılır. Burada kültürlerin birbirlerinden etkilendiği görülmektedir.

Mercimekli Lakşa Çorbası

Haşlanmış yeşil mercimek içine kavrulmuş soğan ile un eklenir. Kaynatılır. Öte yanda bir hamur yapılır yufka açılır. Bu yufkadan kibrit çöpü şeklinde kesilen hamurlar, çorba kaynarken içine atılır. Yoğurtla ve üzerine kızdırılmış yağ gezdirilerek servis yapılır.

Kartoplu Alişke Çorbası

Yağda soğan, sonra un kavrulur. Su ya da et suyu eklenir. Kaynatılır. Pişmesine beş dakika kala,
patatesler incecik dilimler halinde kesilir ve ,çorbaya atılır. Başka bir kapta un, yumurta, su ve tuz çırpılarak yumuşak ve özlü bir hamur hazırlanır. Çay kaşığı ile küçük toplar oluşacak biçimde bu hamurdan kesilip çorbaya tek tek atılır. Kaynatılır. İçine çırpılmış yumurta sarısı eklenerek ateşten indirilir.

Yemekler

Kuzu Sorpa

Bir tür haşlamadır. Kuzunun bel, kol ve but bölümlerindeki et, kemikli ve iri parçalar halinde
parçalanır. Et, tencereden hafif ateşte kendi yağı ve suyu ile kavrulur. Sonra üzerine su eklenir, kaynatılır. İnce kıyılmış taze soğan, taze nane yaprakları, kıyılmış dereotu da eklenir. Etler pişince başka bir kapta hazırlanan un, yoğurt, yumurta sarısı karışımıyla terbiye edilir. Et ve sulu bölüm birlikte servis yapılır.

Hamur işleri

Üyken Börek

250 gr. Kıyma, 1 kg un, üç baş soğan, karabiber, 125 gr. Tereyağı, tuz, su.

Un, su ve tuz karıştırılarak hamur elde edilir. Hamur beş eşit parçaya ayrılarak yufkadan kalın açılır. Çay bardağı ile yuvarlak parçalar elde edilir. Bunların içine kıyma, soğan ve karabiber karışımı içi konulur ve yarım ay biçiminde kapatılır. Suda kaynatılarak pişirilir. 40 dakika sonra suya süzülür. Üzerine kızdırılmış tereyağ dökülür.

Kaşık Börek

1 kg. un, kırmızıbiber, karabiber, su, tuz, yağ, 250 gr. Kıyma, üç baş normal büyüklükte soğan.

Un, su ve tuz karıştırılarak hamur yapılır. Hamur dört parçaya ayrılır. Bu parçalar yufkadan kalın açılır. Bıçakla iki parmak genişliğinde, kare biçiminde kesilir. Parmak ucuyla iç olan kıyma konulur. Şapka biçiminde kıvrılır. Sonra kaynar suya atılarak pişirilir. 40 dakika sonra kızgın yağa atılan kırmızı biber üzerine konur. Bu mantılar nohut tanesi büyüklüğünde yapılarak kaşık börek çorbası elde edilir.

Çiğbörek (Şırbörek)

1,5 kg un, su, bir çorba kaşığı tuz, yarım kilo kıyma, normal büyüklükte üç soğan, bir tatlı kaşığı karabiber, yağ.

İç Hazırlanışı: Kıyma rendelenmiş soğan ve karabiber karıştırılıp yoğrulur.
Un, su ve tuz karıştırılıp hamur yapılır. Hamur yumruk büyüklüğünde beş parçaya ayrılır. Her parça yufka halinde fakat yufkadan kalın olarak oklava ile açılır. İçler, yufkanın içine ceviz büyüklüğünde parçalar halinde konulur. Yufkalar ikiye katlanıp kesilir. Bu parçalar yağda kızartılır. Şırbörek ayran ve çay ile sunulur.

Göbete (Köbete)

1.5 kg. un, su, bir çorba kaşığı tuz, yarım kilo kıyma, normal büyüklükte üç soğan, bir tatlı kaşığı karabiber yağ.

İç Hazırlanışı: Kıyma, yarım çay bardağı yağ ile kavrulur. Ayıklanmış ve yıkanmış pirinç katılır. Yarım su bardağı su eklenip pişirilir. Sonra 25 gr. Karabiber katılarak karıştırılır. Un, tuz ve su karıştırılarak hamur yapılır. Daha sonra küçük yumaklar halinde ayrılır. Her yumak ayrı ayrı açılarak, kurumaya bırakılır. Yalnız pazılar açılırken, nişas-talı un kullanılır. Kuruyan yufkalar, kat yağlanarak tepsiye dizilir. Yufkaların yarısına
gelince ara malzemesi olan içi yayılır. Sonra diğer yufkalar yağlanarak tepsiye dizilir. Üst kısmı biraz yağlanarak fırına verilir. Göbete ayran, hoşaf ve çay ile sunulur.

Kırma (Saraylı)

250 gr. beyaz peynir, 125 gr. Yoğurt, birfincan süt kaymağı, 1 kg. un, su, tuz, yarım su bardağı yağ.

Un, su ve tuz karıştırılıp hamur yapılır. Ceviz büyüklüğünde parçalara ayrılır. Yufka halinde açılır. Her yufka içine ufalanmış peynir konulup biraz yağlanır. Bu yufkalar büzülür, tepsiye sıralanır. Üzerine kaymaklı yoğurt sürülür. Fırına verilir. Kırma çayla birlikte sunulur. Kırma ya da Kıvırma, bu yöreye göç eden Rumeli göçmenlerinin de baş
böreklerinden biridir. Yine, kültürlerin birbirinden etkilendiklerini görüyoruz.

Sarıburma

250 gr. Kıyma, orta büyüklükte üç patates, tuz, karabiber, 1 kg. un, su, 1 su bardağı yağ.
Patatesler haşlanır. Rendelendikten sonra kavrulmuş olan kıyma ile karıştırılır. Tuz ve karabiber konulur. Un, tuz ve su karıştırılıp hamur yapılır. Orta büyüklükte parçalara ayrılır. Yufka haline getirildikten sonra kurumaya bırakılır. Kuruduktan sonra alınan yufkalar yağlanır. İkinci katta iç konulur ve biraz yağlanır. Bu iki katlı yufka rulo halinde sarılır. Diğer yufkalar da tepsinin büyüklüğüne göre aynı şekilde sarılır. Tepsinin ortasından başlanarak daire şeklinde sarılır. Üzerine yoğurt sürülerek fırına verilir.

Sarıburma genellikle çay ve ayran ile sunulur.

Cantık

Un, su ve tuzla hazırlanan hamur, küçük parçalara ayrılır. 105 cm. çapında açılır. Yağlanarak üst üste yerleştirilir. Bu dizilerden biri cantığın alt hamuru, öteki üst hamuru olarak düşünülür. Tepsi yağlanır. Alt hamuru oluşturan dizideki hamurlar elle açılır, tepsiye döşenir. Araya kıymalı patates yemeğinin suyu ayrılarak kıyma ve patatesleri yayılır. Üzeri, ikinci
dizideki hamurlar da elle açılarak kapatılır. Alt ve üst hamurlar tepsi çevresinde elle bükülerek kapatılır. Fırında pişilir. Fırından çıkan cantığın üst kısmı bıçakla kesilerek kapak gibi açılır. Ayrılan patates yemeğinin suyu dökülür. Bu kapak yeniden kapatılır. Beş dakika sonra servise hazırdır.

Kıyık

Kızartılarak yapılan bir hamur işidir. Un, yoğurt, yumurta, karbonat, tuz ile oldukça yumuşak bir hamur yapılır. Dışı bolca unlanarak yarım cm. inceliğinde açılır. Baklava şeklinde kesilir. Kızgın yağda kızartılır. Kabarmış hamurlar yoğurt ya da reçelle servis yapılır.

Belli günlerde yapılan yiyecek ve içecekler

Tatar mutfağında yaşamın dönemlerinde ve dinsel günlere özgü yiyecek ve içecekler hazırlanır bunlardan bazıları şunlardır.

Doğum

Bebek doğduğunda cıyın adı verilen bir kutlama yapılır. Bütün akrabalar bir araya gelir, yer içerler. Bu kutlamaların değişmez yiyeceği köbetedir. Yanında hoşaf verilir. Bunun gibi kavurma börek de yapılır.

Kavurma Börek ; Köbetenin hamuru ve iç malzemesi kullanılır. Yalnızca biçimi değişir. Birer kişilik yarım daire şeklinde hazırlanır. Bebek doğumlarına, düğün evine, yeni ev yapanlara kutlamaya giderken götürülen bir börektir.

Düğün

Düğünden önce, düğün evine, oraya gelecek konuklara sunulmak üzere karafilli yağlı kurabiye götürülür. Bu kurabiyeler, sinilerin üzeri parlak kırmızı jelatin kağıdıyla kaplanarak ve kurabiyelerin yanında kuruyemişle şekerlemeler de konup düzenlenerek verilir. Düğün sahiplerine kolaylık ve iyilik dilenir. Düğün sahipleri, aileden yaşlı bir bayanı gelen konuklara sunmakla görevlendirirler, o da bunları önceden hazırlanmış bir yiyecek sandığında depolar ve uzun süren düğün boyunca gelen konuklara sunar.

Sakal Bırakma

Erkekler çocuklarını evlendirip torun sahibi olduktan sonra sakal bırakırlar. Bunu mutlu bir olay olarak yakınlarıyla kutlarlar. Yakınlar da bu hayırlı olayı kutlamak için gelirken katlama pişirirler.

Katlama: Yumuşakça tutulan hamur yufka halinde açılır. Üzeri yağlanır. Üç kat yufka, bu şekilde üst üste dizilir. Sonra bunlar rulo yapılır. Rulo hamur iki parmak genişliğinde kesilir. Kesilen parçalar alt ve üst dik olacak biçimde iken oklava ile 8-10 cm. çapında açılır. Yağda kızartılır. Sıcakken üzerine toz şeker serpilir. Toz şeker hem hamurun katmerleri
arasına sıkışır, hem de sıcağın etkisiyle hamura yapışır. Böylelikle güzel bir tat oluşur.

Ölüm

Bu olayın yaşandığı evde kıygaşa denen bir mayalı hamur pişirilir.

Kıygaşa: Mayalı hamur hazırlanır. İçine çörek otu atılır. Şöyün karan denen dökme demirden yapılmış yarım küre biçimindeki kazanlarda bol yağ içine mayalı hamur, elde su ile açılarak bırakılır. Kızartılır. O gün kıygaşa, etli patates yemeği ve un helvası eve
gelenlere sunulur. Kıygaşa içine kıymalı iç konularak da yapılır.

Arife ve kandil günlerinde kıygaşa pişirilerek dağıtılır. Kıygaşa, evin çocuklarınca kapaklı bakır sahanlara konularak dağıtılır. Komşular, dağıtım yapan çocuğa çerez ya da harçlık verirler. Böylece çocuklar sevinir, komşuluk ilişkileri pekişir.

Kaynak

- Baraz, Nesrin. “Tatar Mutfağı”. Eskişehir Ticaret Odası Dergisi, Yıl:18 Sayı:80, Nisan 2001

Jean-Louis Lebris de Kerouac (12 Mart 1922 - 21 Ekim 1969) Amerikalı yazar, ozan ve Beat kuşağının öncülerinden.

Jack Kerouac 12 Mart 1922’de Lowell/Massachusetts’te doğdu. Yolda (On The Road) adlı romanın yazarı olarak, beat hareketinin lideri ve sözcüsü haline geldi.

Kerouac, Columbia Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Yarı otobiyografik bir roman olan Yolda, kaygısız beat hayatının örneklerini sunuyordu. Hikayenin ana kahramanı, arkadaşı Dean Moriarty (Kerouac bu karakteri beat yazarı arkadaşı Neal Cassady’den esinlenerek yaratmıştı) ile otostop çekerek ülkeyi baştan başa dolaşıyor, günlük arkadaşlıkların ve aşkların tadını çıkarıyordu. Ana kahramanların anti-materyalist hayat tarzları okuyucu tarafından çok sevildi ve Kerouac neredeyse efsanevi bir kişilik haline geldi.

Kerouac İngilizce’yi ikinci dil olarak öğrenmişti. Ailesi aslen Fransız-Kanadalı’ydı. Bir süre Deniz Kuvvetleri’nde görev yaptı, fakat şizoid bir kişiliği olduğu gerekçesiyle buradan uzaklaştırıldı. Ardından deniz ticaretine yöneldi. Sonunda gezgin olmaya karar verdi ve bu kararı gelecekteki edebi çizgisini belirledi.

İlk kitabı The Town and the City 1950’de yayımlandı. Kerouac, geleneklerle ve çağın standart roman anlayışıyla mücadele ediyordu. Yolda, üç haftadan az bir süre içinde yazılmıştı ve yeni bir tarz ortaya koyuyordu. Bu spontane ve görünüşe göre redaksiyondan geçmemiş yazım tarzı, enerjisiyle, tanınmış yazarları oldukça şaşırtmakla beraber, Kerouac’a hak ettiği bir ün kazandırdı.

Kerouac’ın bütün kitaplarının otobiyografik olduğu söylenir. Aslında bunu özellikle belirtmek gereksizdir çünkü yazarların yaşamlarının, eserleri üzerindeki etkisi açık seçik ortadadır. Kerouac, yazar ve sanatçı arkadaşları Allen Ginsberg, Corso, William S. Burroughs ve Gary Snyder ile birlikte, romanlarında ortaya koyduğu hayatı yaşadı ve Amerikan Edebiyatı’nı büyük ölçüde etkileyen beat kuşağı yazarlarından biri oldu.

Romanlarından biri olan Dharma Bumbs (Zen Kaçıkları) da aynı şekilde beat döneminde var olan kişilerin yaşantılarını anlatmaktadır. Roman karakterlerinden Ray Smith Kerouac’ın ta kendisi olduğu gibi, kitabın Japhy Ryder’ı, Gary Snyder’ı ve Alvah Goldbook ise, Allen Gingsberg’i adeta birebir canlandırmaktadır.

İngilizce`yi 6 yaşında öğrenmesine rağmen (anne ve babası Quebec`lidir), Amerika`nın en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilir.

Göçmen bir ailenin çocuğu olan Kerouac, hayatı boyunca nereye ait olduğunu aradı. Bu arayış içinde, yaşadığı toplumun ve dönemin değerlerini reddetmeye çalışan Jack Kerouac`in yazılarında hayatına bir anlam bulma ve toplumun kalıplarını kırma çabası görülmektedir. Bu arayış Kerouac`ı zaman zaman uyuşturuculara da yakınlaştırmıştır. Yazarın en bilinen eseri, 1957′de yayınlanan otobiyografik bir roman olan On the Road’dur (Yolda).

Çocukluğu ve Gençliği

Jean-Louis Lebris de Kerouac, 1922`de Lowell, Massachusetts`te dünyaya geldi. Anne ve babası Quebec`liydiler ve ilk önce New Hampsire`a göç etmişler, ardından Lowell`da Kanadalı Fransızların yoğun oldukları bir yere yerleşmişlerdir. Evde konuştulan dil Quebec Fransızcası olduğundan bunun Jack`in ana dili olduğu söylenebilir. 6 yaşında okula başlayana kadar da İngilizce`yi öğrenmemiştir.

Amerikan futboluyla ilgilenen Kerouac, daha sonra Columbia Üniversitesi`ne girmiştir. New York City`de romanlarında hep bahsedeceği Beat kuşağının çekirdeğini oluşturacak insanlarla tanışmıştır; Allen Ginsberg, Neal Cassady ve William S. Burroughs.

Yolda

Yolda (İngilizce orijinal adı On the Road) Beat kuşağı yazarlarından Jack Kerouac ‘ın 1951′de yazıp Viking Press tarafından 1957′de yayınlanan romanının adıdır. Büyük ölçüde otobiyografik olan ve bilinç akışı tekniğiyle yazılan ve çoğu unsuru gerçek hayattan alınan romanda Kerouac’ın yüzyılın ortasında ABD’yi baştan başa dolaşmak için çıktığı yolda başından geçenler ve arkadaş çevresi anlatılır. Savaş sonrası Beat Kuşağını en iyi tanıtan eser kabul edilen kitap caz, şiir ve uyuşturucu kullanımına ilham vermiştir.

Yolda’nın filme çevrim süreci uzun yıllar almış ve halen tamamlanmamıştır. Russell Banks yapımcı Francis Ford Coppola için romanı senaryoya aktarmıştır. Şu an Brezilyalı yönetmen Walter Salles projenin başındadır.

Ölümü

Fazlasıyla alkol alıyordu.Şiddetli bir iç kanama geçirdiğinden dolayı engel olamamışlar.47sinde sirozdan ölmüştür.

Eğridere, Trabzon ilinin Çaykara ilçesine bağlı bir köydür.

Egridereköyü ve Tarihi
Eğridere köyü Ilçenin güneyinde ilçe merkezine 4 km uzakliktadir. Kuzeyinde ilçe merkezi ve Kadahor mahallesi,güneyinde Çambasi köyü ve Marasli mezralari,doğusunda Taşören köyü İşıklıköyü (Huşo) Yükselen mahallesi,batısında Maraşlı köyü bulunmaktadır.Eğridere köyü engebeli bir arazi üzerine kurulmuş ve geniş bir araziye sahiptir.Sekiz mahalleden oluşmuştur.Yayla olarak kullanilan Cahmut yaylasi yeni Ismı (Kurtdağı yaylası) adını almıştır. Köyün güneyinde yer almaktadir.Köy arazisi Mezireler ve yayala topraklarıyla ilçe merkezinden yaylaya kadar bir bütünlük arz etmektedir.

  Eğridere köyünün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir.Köyün eski ismi (Gorgoras)'tir.Köy

ısımlerinin Türkçelestirilmesi sirasinda köyün doğusundan akan kurt deresının kivrimli oluşundan köye Eğridere ısmi verilmiştir.

Köyün yerleşim yeri olarak seçilmesi ilk kez Baltacilioğullari, Pasalıoğullari,Niyazoğullari,Beşiroğulları,Bozoğullari,Gurnaoğullari ve Anadolu’dan gelen diğer aileler tarafindan olmuştur.

Köyümüzün 8 Mahallesi bulunmaktadır.

Mahallelerimiz :

Çamicivarı mahallesi, (Vasilaç) - Serinsu mahallesi, (Banlağulos) - Dere mahallesi, (Botameya) - Işıklı mahallesi, (Lağulos) - Ayvalık mahallesi, (İfteron) - Ovacık mahallesi, (Kanboz) - Şirin mahalle, (Şerşa) - Kaban mahalle,(Kaban) - Fındıklı mahalle, (lemetos)

   Köyümüzde her mevkinin eskiden beri kullanılan isimleri vardır.:

Örneğin; Marduraç, Kusbiliyos, Gurgulina, Şahtorman, Kaban, Boro, Kondarkambo, Kastan, Okseyes, Hacaliklersi, Kırma, Bekirorman, Pirvana, Niyaziyoraş, Kodakaban, Sarboliso, Kamenoraş, Siron, Likoraş…bunlardan bazılarıdır.

  Eğridere köyünün Mezireleri Köyden yukardadır. Bütün Mezirelere yol bağlantıları vardır.
 Köyün en güneyinde bulunan şirin mahalleden sonra Mezireler (komlar) başlamaktadır. Belli başlı mezireler; İspentam, Kukulasuyu, Kalusa, Kadohor, Tsaluka, Oksodi, Harcan, Zardabatsiha’dır. Mezirelerin en güneyinde köyün mera orman arazisi olan Mangan Korusu bulunmaktadır. Köy arazisinin en güneyinde ise Kurtdağı (Cahmut) yaylası bulunmaktadır.

Mezireler :

İspentam, Kukulasuyu, Kadahor, Kalusa, Tsaluka, Harcan, Oksodi, Zardabatsıha

Yaylamız: (Kurtdağı yaylası)
Cahmut yaylası 2003 yılına kadar bu ad ilen tanınmıştır. 2003 yılından itibaren yayla şenliklerinin yaylamızın üstündeki (Likoraşta) da Kurtdağı tepesi’nde yapıldığı için köy idare heyeti uygun gördüğü için yaylamızın adını (Kurtdağı yaylası) olarak değiştirilmiştir.
Köy’deki Asırlık Çeşme <<< Resmi büyük görmek için tıklayınız <<<

  Köyün merkezin Vakiflar Bölge Müdürlügü tarafindan koruma altina alinan oyma sanati Çesme bulunmaktadir.
  Hane sayısı: 320'dir. Eğridere köyü iki değisik dönemde göç vermiştir.Bir bölümü Bayburt,bir bölümü de Erzincan ve Çayırlı ilçelerine yerleşmişlerdir.Bu göçler iskan yoluyla yapilmiştir.Arazinin yetersizliği ve geçim imkanlarinin zorluğu nedeniyle halkin bir bölümü kendi imkanlariyla yurdun çesitli yörelerine göç edip hayatlarini devam ettirmeye çalismaktadir.Köy nüfusu doğal olarak yaz döneminde tatil sebebiyle kalabaliklasir.Aileler arasinda yardimlaşma ve dayanişma ileri düzeydedir.Kan davasi güdülmemektedir.Köy halki gün geçtikçe sosyal yapisini geliştirmektedir.Köyün merkezinde Vakiflar Bölge Müdürlüğü tarafindan koruma altina alınan oyma sanati çesme bulunmaktadir.
  Köye sosyal hizmetler 1960 yılından sonra gelmeye başlamiştir.Hizmetler Devlet-vatandaş işbirliği ile yapilmiştir.Hizmetlerin İlki köye yolun yapilişi (çoğunluğu halk tarafindan) gelmektedir.Devaminda mahallelerin ve yayla yolunun yapılmasi, 02.11.1975 tarihinde köye elektriğin gelmesi,köy yollarinin betonlanmasi,telefonun gelmesi,Köy Odasi,Sağlik evi ve İmam Lojmanindan oluşan binanin yapilmasi,köy yolunu yaylaya bağlayan dere üzerindeki köprünün yapilmasi,Fındıklımahallesine köyün ikinci elektrik trafosunun yapilmasi gibi hizmetler gelmektedir.Ayrica köyün (2) iki ilkokulu ve (4) dört camisi bulunmaktadir.
  Halkin geçim kaynaği gurbettir.Köylü 1965 yılına kadar geçimini Kalaycilik,Hizarcilik, İnsaat ustaligi ve ameleligi gibi islerden sağlamaktaydi. Bu yıldan sonra önceliği yaklasik olarak her evden bir kisinin yurt dışına gitmesi almistir. Bu da köyün ekonomisine büyük katkida bulunmustur.Köyde yaşayan halk arazisi yetersiz olmasina rağmen geçimini sağlayabilmek için Misir,Çay,Fındık,Seracilik,Cayırcılık, Büyük ve Küçükbaş Hayvancilik gibi işlerle uğraşmaktadir.
  Eğridere köyünde okuma yazma orani % 95'in üzerindedir.Köyde ilk ilkokul 1948 yılında açilmiştir.Fındıklı  mahallesinde Cumhuriyet ilkokulu 1972 tarihinde ikinci okul olarak hizmete girmiştir.Bugün itibariyle tek ilkokul hizmet vermektedir.
  Eğridere köyü ilkokulundan mezun olan bakan ve milletvekili görevinde bulunanlari yazmadan geçmeyelim.

1973-1977 döneminde milletvekili ve dönemin en genç Adalet Bakanı Ismail MÜFTÜOĞLU okulun 34 nolu öğrencisi,1983 seçimlerinde Trabzon milletvekili emekli Binbaşi Mehmet KARA okulun 6 nolu öğrencisiydi.Köyün dört adet camisi bulunmakta ve camilerin her biri tamamen mahalle ve köy sakinlerinin yardimlariyla yapilmiştir.Kur-an Kursu binasi bulunmakta fakat öğrencisizlik nedeniyle kapalidir.Yine bugün itibariyle kamu görevlisi olarak köyde 1 ögretmen ve dört imam-hatip bulunmaktadir.

  Eğridere köyünde yasayan eski din adamlarini kisaca söyle siralayabiliriz.
Niyazoğlu efendi,Suba efendi Seyh Sadoğlu Mustafa efendi,Ğurnaoğlu Hafiz Mustafa efendi ve Çataloğlu Mustafa efendi.Ali Çatal oğlu (Alaybey) Hafız Yusuf Çatal, Karahasanoğlu, Müftümüz Hafız İsmail Kaymak,Sürmenelioğlu, H.Hafız Dursun Ali Sürmenelioğlu,

1973-1977 dönemi milletvekili ve Adalet Bakani Ismail MÜFTÜOGLU ve 1983 dönemi Trabzon milletvekili Mehmet KARA köyün meclise gönderdiği sımalardandir. Mustafa YILDIZ köyün ilk Kaymakami,Prof.Dr.Necati AGIRALIOĞLU köyün ilk profesörü, Dr Fatih NIYAZOĞLU köyün ilk Il Sağlık Müdürü olarak sıralanabilir.Bunun yaninda çok sayida kamu görevlisi ve üniversite ögrencisiyle Eğridere köyünün eğitime ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir.

  Köyün Gurbet dağılımından köylüler Türkiye ve Avrupa'da Köy dernekleride bulunmaktadır. Eğridereköylüler dayanışma ve yardımlaşmada bir birlerine tutumludur. Dernekler faliyetlerini Köy heyeti denetimiyle yapılmaktadır.
  Köy halki dini inançlarina bagli örf,adet,gelenek ve göreneklerine bağlidir.Aile ve toplum ilişkileri ileri düzeydedir.Evlilikler genelde görücü usulde olur.Akraba evliliklerine fazla rastlanmamaktadir.
  Ayrica Eğridere köyü Spora da yatkinliğini ispat etmiştir.Bugüne kadar değisik tarihlerde düzenlenen Çaykara Kaymakamlık Kupasi turnuvalarından 8 sampiyonluğu bulunmaktadir. Çaykara İlçemizde en fazla şampiyonluğu bulunan tek Köyümüz'dür.

Köy takımımız Son şampiyonluğu 2006′dır.

Köyün Resmi Web Sitesi

egriderekoyu.net

Kültür

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.

Köyün Dernekleri

Egridereköyü Güzellestirme ve Kalkintirma Dernegi,-
Egridereköyü Avrupa Yardim Dernegi Almanya,-
Egridereköyü Güzellestirme ve Yardimlasma Dernegi Istanbul,

Mahalleleri

- Çamicivarı mahallesi, (Vasilaç)
- Serinsu mahallesi, (Banlağulos)
- Dere mahallesi, (Botameya)
- Işıklı mahallesi, (Lağulos)
- Ayvalık mahallesi, (İfteron)
- Ovacık mahallesi, (Kanboz)
- Şirin mahalle, (Şerşa)
- Kaban mahalle,(Kaban)
- Fındıklı mahalle, (lemetos)

Asirlik Cesmesi

Köyün Merkezindedir.

Yaylasi

Kurtdagi Yaylasi (Eski adi: likoraş)

Kurtdagi Yayla Senlikleri

Kurtdagi yaylasi Likorosta yapilir.
Agustos Ayinin ilk Pazari yapilir

Coğrafya

Trabzon iline 78 km, Çaykara ilçesine 4 km uzaklıktadır.

İklim

Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 444
1997 464

Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Recep Yıldız
1999 - Halil Kaymak
1994 - Halil Kaymak
1989 - Mehmet Yildiz
1984 -

Altyapı bilgileri

Köyde ilköğretim Okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi yoktur ancak ptt acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Anah (Ane) Minaresi, Irak’da, Ramadi/Anah, Suriye sınırı yakınında bulunur.

XII. yy. başlarında yapıldığı sanılıyor.

Irak’ın batısında, Suriye sınırına 103 km. uzaklıkta Fırat Nehri üzerindeki Anah nahiyesindeki Anah nahiyesinde bulunan minare, Irak’ta, Selçuklu ve Zengi dönemi minarelerinden değişik bir plânda ele alınmıştır. Kırma taş malzemeyle yapılıp üzeri sıvanmıştır.

Sekizgen kaide üzerinde yükselen ve her kenarı 2 m. genişliğinde olan sekizgen gövde, şerefeye kadar 8 süsleme kuşağına ayrılmıştır. Kuşaklar her kenarda açılan birer niş sırasından oluşmaktadır. Dikdörtgen çerçeveli bu nişler, ortasından bir sütunce ile ikiye bölünmüş çifte nişler şeklinde tertip edilmiştir. 90 cm. kalınlığındaki duvarlarla örülü minarenin gövdesinde bir takım aydınlatma menfezi açılmıştır.

Yıkılmış olan şerefesi üstünde 2 kuşak halinde yükselen bir petek-külâh kısmı mevcut. Alt kuşak düz sekizgen duvar örgülü olup, üzeri basık bir külâhla örtülmüştür.

Yerköy Yozgat ilinin güneybatısında yer alan Kırşehir, Kırıkkale ve Çorum’a sınırı olan, il merkezine 39 km uzaklıktaki ilçe.

Deniz seviyesinden 774 m yükseklikte bulunan Yerköy’ün nüfusu 49.000′dir. 1.245 km² yüzölçümüne sahip ilçenin Saray ve Sekili olmak üzere iki belde belediyesi ve 58 köyü vardır.
Karasal iklimin görüldüğü ilçenin büyük bir kısmı bozkır’dır. Akarsu kenarları ise genelde ağaçlıktır.

Osmanlı döneminde ufak bir köy olan yerköy, cumhuriyet döneminde Ankara Kayseri demiryolu hattının hizmete açılmasından sonra gelişmeye başladı. 1935′te bucak olan yerköy 1945 yılında Yozgat’ın ilçesi oldu.

İlçe halkının büyük bir kısmı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlar. Buğday, arpa, nohut, ayçiçeği, şeker pancarı, patates, soğan, elma, kavun ve karpuz yetiştirilen ürünlerin başında gelmektedir. Küçük ve büyükbaş hayvancılığı hem mera hayvancılığı hem de besi hayvancılığı şeklinde yapılmaktadır. Ayrıca ilçede çeşitli sanayi tesisleri de bulunmaktadır.

Konumu

İl topraklarının batısında yer alan ilçenin, doğusunda; Yozgat, ilçe güneydoğusunda; şefaatli, güneybatısında; Kırşehir-Çiçekdağı, batısında; Kırıkkale, kuzeyinde ise Çorum-Sungurlu yer almaktadır.

  • Rakım: 774 metre
  • Yüzölçümü: 1.245 kilometre²
  • Nüfus: 48.889 (2000)

Nüfusu

İlçenin nüfusu, 2000 yılı genel nüfus sayımı sonuçlarına göre 48.889 olup, 32.228′i şehir merkezinde, 16.661′i de köylerde yaşamaktadır. İlçe merkezinden tren yolu geçmektedir.

Coğrafya

İlçedeki geniş düzlükler ve aşınmış tepeler, yer şekillerinin genel hatlarını oluşturmaktadır. Arazinin büyük bir kısmını, Delice Irmağının taşıdığı alüvyonlarla üzerini örttüğü Yerköy Ovası kaplamakta olup, doğu ve güneyden Çiçekdağı ve Orta Dağı ile, diğer kenarlarda da aşınmış tepeler kuşatılmıştır. En önemli akarsuyu Karanlıkdere vadisinden sonra ilçe sınırlarına giren Delice Irmağıdır. Suları yazın azalıp, baharda kabaran Delice Irmak, ilçedeki küçük dere ve çayları da toplayarak, Sekili sınırlarında Ankara-Yozgat karayolunu keserek, ilçe ve il topraklarını terk eder.

Karasal iklimin egemen olduğu ilçede yazlar; sıcak ve kurak, kışlar; soğuk ve sert geçmekte, yıllık yağış tutarının büyük bir bölümü ilk ve sonbaharda düşmektedir.

Deniz seviyesinden yüksekliği az olduğu için yaz sıcaklığı merkez ilçe ve çevresine göre daha yüksektir. Bozkırların yaygın olduğu ilçede orman örtüsü yok denecek kadar azdır. (% 4.81) Tepeler çıplaktır ve Delice Irmak boylarında Karanlıkdere vadisinde olduğu gibi, söğüt, kavak ve meyve ağaçları bulunmaktadır.

Verimli topraklara sahip olan Yerköy’ün sulu tarım alanlarında patates, şekerpancarı, ayçiçeği ve soğan ile yükseltinin arttığı doğu kesimindeki kuru tarım alanlarında ise, buğday ve nohut üretilmektedir. Kavun-karpuz üretimi de il dışına satılabilecek düzeydedir.

Ekonomi

Yerköy doğudan başlayıp batıya doğru uzanan 60 kilometre mesafeye sahip Delice Irmağı ve bu ırmağa çeşitli yerlerden karışan dere yatakları ile bir ova kentidir. Delice Irmağı ve bu ırmağa karışan dere yatakları kenarlarında yaklaşık olarak sulanabilir 85.000 dekar tarım arazisi mevcuttur. Bu sulu tarım arazisinde daha çok hububat, şeker pancarı, kuru soğan, ay çiçeği, kuru fasulye ve çeşitli sebzeler ekilmektedir. Kısacası Yerköy’ün ekonomik yaşantısı tabii yapısına uygun bir gelişme göstermiştir

Mera ve besi hayvancılığının geliştiği Yerköyde sanayii kuruşları da yer almaktadır. Yerköy-Saray’da Yibitaş Çimento, Yem, Kraft Torba Fabrikaları ile Gen-Taş Tuğla Fabrikaları, un fabrikaları ve Yibitaş Entegre Tesisleri başlıca büyük ölçekli sanayii işletmeleridir. Ayrıca 2007 yılında Çanakkale Seramik Fabrikası açılarak ilçe ekonomisine büyük katkıda bulunmuştur.

Son zamanlarda gelişen sanayileşme faaliyetleri Yerköy’ün ekonomisine büyük ölçüde katkıda bulunmuştur. Organize Sanayiide çalışan yaklaşık 2000 kişi ve bu sanayide üretilen malların çoğu Yerköy Pazarını yakından etkilemiştir.

Ayrıca, ilçenin Harkaşan Mevkiinde kurulan ve alt yapısı tamamlanan “Yozgat Organize Sanayi Bölgesi” de il ve ilçe ekonomisine büyük bir canlılık kazandırmaktadır.

Yerköy’de genel olarak entansif dediğimiz tarımda mekanizasyona ağırlık veren bir çiftçilik yapılmaktadır. Yerköy’ün arazi varlığı toplam nüfusa oranlandığında kişi başına ortalama 20 dekar kültür arazisi düşmektedir. Özellikle ilçe merkezi ile Delice Köyü’nde yaygın olan sebzecilik ilçe ekonomisinde hatırı sayılır bir yere sahiptir. Başta biber, domates, taze fasulye, salatalık, ıspanak, lahana, marul, turp, patates, pırasa, yeşil soğan olmak üzere yaklaşık 312 hektarlık bir alanda sebze üretimi yapılmaktadır.

Yerköy’de meyvecilik ve bağcılık arzu edilen bir seviyede değildir. Bunda en önemli faktör ilkbaharda gece donlarının olumsuz etkisi ile pazarlamanın yeterince yapılamamasıdır. Bağcılıkta yapılan demostrasyonlarda yüksek bağcılık teşvik edilmiş ve Yerköy’e uyum sağlayan üzüm çeşitleri getirilmiştir.

İş ve çalışma hayatı açısından bakıldğında ilçe nüfusunun %70′inin tarımla uğraştığı görülür. Diğer bir ifadeyle halkın temel geçim kaynağı tarımdır. Geriye kalan nüfus ise ticaret ve küçük el sanatları içerisinde 1′i çimento, 2’si yem, 1′i kraft torba, 2’si tuğla, 1′i konfeksiyon, 4′ü un, 1′i biriket ve 1′i ise ayçiçeği yağ fabrikası olmak üzere toplam 13 fabrika bulunmaktadır. Bu fabrikalarda çalışan işçilerin büyük bir kısmı daimi ise de geçici olarak çalışan işçi sayısı da hayli kabarıktır. Tüm yurdumuzda olduğu gibi işsizlik Yerköy’ün de temel problemlerinden biri olmaya devam etmektedir

Yerköy’de halen 5 Banka şubesi faaliyet halindedir;
  • Ziraat Bankası
  • Halk Bankası
  • Emlak Bankası
  • Vakıflar Bankası
  • İş Bankası

Muhtelif isimlerle çeşitli kooperatifler kurulmuştur. Halen faaliyette olduğu belirlenen 40′ı konut yapı kooperatifi, 4′ü tarım kredi kooperatifi ve esnaf kefalet kooperatifi olmak üzere toplam 53 Kooperatif mevcuttur.

Tarım alet ve makinası olarak Yerköy’de 9 adet selektör, 1780 adet traktör, 1314 traktör pulluğu, 4 adet hayvan pulluğu, 1136 adet kültivatör, 803 adet ot tırmığı, 300 adet biçer döver, 712 gübre dağıtıcısı, 360 adet holder, 1369 adet tarım arabası, 896 adet mibzer, 1136 adet kültivatör, 9 adet yem kırma makinası ve 8 adet pancar sökme makinası var olduğu tespit edilmiştir.

Sosyal Yapı

İlçe merkezindeki konutların takriben %40′ı yapı tekniğine ve sağlık koşullarına uygun olmayıp kerpiç ve briketten yapılmıştır. Genellikle tek katlı olarak inşa edilen bu yapılar, çarpık kentleşmenin ve köyden şehre hızlı göçün olduğunun doğal bir sonucudur. (Kale, şentepe, Gültepe, Erzurum, Bağlarbaşı ve Karaşar Mahalleleri) Ancak bazı mahallelerde ise yapı tekniğine ve imar planına uygun, son derece mimari estetiğe sahip binalar da mevcuttur. (100.Yıl mahallesi, Yeni Mahalle, 60 Evler mahallesi, Ayanoğlu Mahallesi, Hüyük Mahallesi, Selçuk Mahallesi, Gençoğlu Mahallesi, Ali Vehbi Pandır Mahallesi) Halkın büyük bir kısmının dar gelirli olması ve köyden kente göçün her geçen gün daha da artması, kooperatifleşme sürecine hız kazandırmıştır. Halen Yerköy’de faaliyette bulunan 40 civarında konut yapı kooperatifi olduğu tespit edilmiştir.

Ailede güç ve otorite babaya aittir. Diğer bir ifadeyle ata erkil aile tipi daha uygundur. Yerköy’ün boş vakitlerin değerlendirileceği ve hoş zaman geçirileceği sosyal tesislere sahip olmayışı halkın akşamın erken saatlerinden itibaren sokaktan çekilerek televizyonlarının başına geçmesine neden olmaktadır. Kahvehaneler ve internet cafeler dışında sosyal yaşam belli bir saatten sonra hareketliliğini kaybetmektedir. Televizyon adeta evde ve kahvehanelerde Yerköy halkının vazgeçilmez bilgi edinme ve eğlenme vasıtasıdır. Yerköyde 1 adet sinema mevcut ise de gösterimde değildir. Bugüne kadar yılın muayyen günlerinde Yerköyde panayır veya fuar kurulmamaştır.

Yerköy’de 15 gün arayla Yerköy’ün Sesi adlı bir mahalli gazete çıkarılmaktadır. Diğer taraftan Yerköy’deki okulların ve halkın kitap ve kırtasiye ihtiyacını karşılayan 11′in üzerinde işyeri (Kitapçı-Kırtasiyeci) mevcuttur. 1990 yılında hizmete açılan Halk Kütüphanesi 6266 adet kitabıyla Yerköy’ün kültürel kalkınmasına katkıda bulunmaktadır.

Yerköy’de bütün televizyon kanalları normal bir şekilde izlenmektedir. Ayrıca şu anda yayın yapan 2 adet mahalli radyo bulunmaktadır. (Delice FM, Yerköy FM)

Şehremini’de Millet caddesi ile Topkapı caddesi kavşağındaki cami Kanuni devrinde 1571′de yapılmıştır. Kargir, ahşap kırma çatılıdır, minaresi sağdadır. Son cemaat yeri 4 sütunludur ve sütun başlıkları korent tipidir.

Birbirine yakın iki kapıdan avluya girilir. Soldaki kapıdan girilince tuvalet aşağıdadır. Sağdaki kapıdan sağa doğru uzayan bahçenin üstü mezarlıktır.

Minaresinde bir güneş saati vardır.

Mercekler ışığın saydam ortamlardan geçerken kırılma özelliğinden yararlanılarak yapılmıştır. İki küresel ya da bir küresel bir düzlem yüzeyin kesişmesi ile oluşmuş saydam maddelerdir.

Odak: Işığın toplandığı noktadır. F ile gösterilir
odak uzaklığı: Odak noktasının merceğe olan uzaklığıdır. Küresel aynalardaki gibi yarıçap uzunluğunun yarısına eşit değildir. Bir mercekte odak uzaklığını şu etkenler değiştirir. Aynadan F kadar uzaktadır.

  • Hammadde ve kullanıldığı ortamın ışık kırma indisine
  • Merceğin yüzeylerinin eğrilik yarıçapı
  • Işığın dalga boyuna

2F noktası: Aunadan 2F kadar uzak olan özel bir noktadır.

Kullanım Alanları

  1. gözlük camı
  2. büyüteç
  3. projeksiyon makinesi
  4. mikroskop
  5. dürbün
  6. teleskop
  7. fotoğraf makinesi

Mercek Çeşitleri

İki tip mercek vardır

  1. ince kenarlı(yakınsak)mercekler
  2. kalın kenarlı(ıraksak)mercekler

İnce Kenarlı Mercekler

Görüntüler çukur aynadaki gibi oluşur.

  • Asal eksene paralel gelen ışın odaktan geçerek gider, odaktan gelen ışın ise mercekten sonra asal eksene paralel devam eder.
  • 2F noktasından gelen ışın diğer merkezden geçerek yoluna devam eder.
  • Optik merkeze gelen ışın doğrultu değiştirmeden aynı yönde yoluna devam eder.

Kalın Kenarlı Mercekler

Görüntüler tümsek aynadaki gibi oluşur.

  • Asal eksene paralel gelen ışın sanki odaktan geliyormuş gibi (uzantısı odaktan geçecek şekilde) geçer, odak noktasını hedefleyerek gelen ışın ise asal eksene paralel olacak şekilde doğrultu değiştirir.
  • 2F noktasını hedefleyerek gelen ışın sanki diğer 2F noktasından geliyormuş gibi kırılır.
  • Optik merkeze gelen ışın doğrultu değiştirmeden aynı yönde yoluna devam eder.

Orhaniye, Kocaeli ilinin İzmit ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihi

1835 tarihinde ulu önder Atatürk’ün bulgaristenın değişik sehirlerinden türkiyeye getirmiş olduğu göçmenlerden olan bi topluluk köyüdür. köyümüzde tarihinde bu yana kadar hiç bir emniyet olaylarına raslanmamıştır.su anki nufusumuz 100 hane olup 500 kişiye tekabül atmektedir.

Kültür

Köyün gelenek, görenek olmasada.kırma böreği orhaniye köyünün en güzel böreğidir

Coğrafya

izmit merkeze 15 km uzaklıktadır.

İklim

Köyün iklimi, Marmara iklimi etki alanı içerisindedir.kısın orhaniye köyünde fazla kar yağması köyde zorluklar olmasına sebep oluyor

Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 190
1997 301

===Ekonomi borç batagında

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - AHMET AKARSU
1999 -
1994 -
1989 -
1984
2007-OSMAN AKÇAY

Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.SUAN YAPILMAKTA OLAN BÜYÜK SU DEPOSU İZMİTE YETECEK KADAR SU BULUNDURACAKTIR.KASIM AYINDA HİZMETE SUNULCAK OLAN SU DEPOSU BÜYÜK BİR HIZLA BİTİYO

Kryptos, CIA’nin Amerika’daki merkezinin bahçesinde yapılmış, üzerinde şifreli yüzlerce harf bulunduran kitabedir. 1989 yılında o zamanki CIA başkanı olan William Webster’ın talimatıyla CIA şifrecisi Ed Scheidt ve heykeltraş Jim Sanborn tarafından yapılmıştır. 17 yıldır şifrenin ancak bir kısmı çözülebilmiştir, özellikle Da Vinci Şifresi kitabından sonra şifre çözücülerin bir numaralı uğraşısı haline gelmiştir.

Medyapım tarafından talk show formatında televizyonda yayınlanan, sunuculuğunu Hülya Avşar’ın yaptığı, uzun yıllar Birkan Uz ve Uğur Aksay yönetmenliğinde ekranlarda yer alan eğlence programı. TV show programları içinde 16/9 mm sinematografik formatta 6 kameralı dijital reji konseptini uygulayan ilk TV programı olma özelliğini taşımaktadır.

Program, aldığı reytinglerle ve Hülya Avşar’ın konuklarına davranış şekliyle ekranlardaki farklılığını 2004 yılına kadar sürdürmüştür. Medyapımla özdeşleşen Hülya Avşar Show, ANS’ye transfer olduktan bir yıl sonra yayından kaldırılmıştır.

Onur Demirsoy (doğum tarihi 11 Temmuz, 1981, Ankara, Turkiye) mizah sitesi Grafi2000in animasyon şefi ve çizerlerinden biridir.

Biyografi

Onur Demirsoy 1981 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay bilimleri bölümünden mezun oldu. 1999 yılında mizah sitesi “Grafi2000″de çalışmaya başladı. Çizimleri ilk kez o sitede yayınlandı. Kanal D için Grafi2000.comEdy isimli çizim-gerçek karışımı talk show programını hazırladı. Ayrıca KanalD için ilk türk haftalık çizgi dizisi “Pembe ve Mavi”yi hazırladı. Bugüne kadar birçok firma için reklam animasyonu, karikatür ve animasyon hazırladı.Halen en büyük ajanslar ve yayın kuruluşlarıyla çalışmaktadır. Tüm zamanlar için tüm işlerini kağıtsız kalemsiz bir ortamda sadece çizim padi ve dijital padle çalışmıştır.


Katıldığı Projeler

(alfabetik sırada)

  • Advis Web Site Animasyonları,
  • Aksam Gazetesi TV Reklamları,
  • Alem Fm TV Reklamları,
  • Alfemo Messenger Konseptli TV Reklamları,
  • Atmosphere Projesi Promo Animasyonu,
  • Atv “Akademi Turkiye” TV Yarışması Animasyonları,
  • Bolluca Köyü Logo Dizaynı,
  • Business Object Karikatürleri,
  • Cepmaster Cep Telefon Logo ve Multimedya Mesaj Dizayn ve Animasyonları,
  • Cine5 “Baska Yerde Yok” TV Şovu Animasyonları,
  • CNN Turk “5N1K” TV Programı Animasyonları,
  • Condomi Internet Tanıtım Karikatürleri,
  • Delete Sakızları İnternet Reklam Animasyonu,
  • Dream Tv “Koca Kafalar” TV Program Animasyonları,
  • FELIS Rock Grubu Promo-Digipack, Poster Dizaynları,
  • Fireball Ultimate Computers Dergi Reklam İllustrasyonları,
  • Fox Tv “Beni Halk Secti” TV Programı Animasyonları,
  • Gazi Universitesi “Iyi Fikir Odulleri” Ödül Töreni Animasyonu,
  • G.O.R.A. Filmi Cep Telefonu Oyunları,
  • Grafi2000.Com Web Sitesi Animasyonları,
  • KanalD “Cocuk Kulubu” Tv Programı Animasyonları,
  • KanalD “Dobra Dobra” Tv Programı Animasyonları,
  • KanalD “Grafi2000.Comedy” Tv Programı Animasyonları,
  • KanalD “Koca Kafalar TV” Tv Programı Animasyonları,
  • KanalD “Pembe ve Mavi” Tv Programı Animasyonları,
  • MAYA Koleji Eğitici Çocuk Kitapları Serisi Tasarımı,
  • Milliyet Gazetesi Tv Reklamları,
  • Rimaks Company Eğitici Animasyonları,
  • Rock’n Coke 2005 Rock Festivali Interaktif Animasyonları,
  • Sabanci Grubu Yağları 2004 Takvim Karikatürleri ve Tasarımı,
  • Show Tv “Carkifelek” Tv Programı Basın Görselleri,
  • Sky Turk “Irak Belgeseli” Animasyonu,
  • STAR Tv “Son Utucu” Tv Programı Animasyonları,
  • Superonline Web Sitesi E-kartları,
  • Superonline “Klik Film” Web Sitesi Animasyonları,
  • Ticaretmerkezi.com.tr Web Tanıtım Reklamları,
  • TREND Magazine Karikatürleri,
  • TRT “Asure” Tv Programı Animasyonları,
  • TRT “Ben Istersem” TV Programı Dekor Çalışması,
  • TRT “Okudukca” Tv Programı Animasyonları,
  • Turkcell Cep Telefonu Logoları,
  • Tv8 “Cihat Sener” Tv Programı Animasyonları,
  • Wing Travel Sinek Konseptli Tv Reklamı

Notlar

Elmas, bilinen en sert maddelerden biri ve değerli bir taştır. Karbon elementinin bir modifikasyonu grafit, diğeri ise elmastır. Elmasın saf karbon olduğu ilk olarak Fransız kimyacı Lavoisier tarafından keşfedilmiştir. Lavoisier, elması yakmış ve yanma gazının sadece karbondioksit olduğunu görünce elmasın karbon olduğu hükmüne varmıştır.Elmas 247 derecede erir.

Özellikleri

En belirgin özelliği sertliğidir. Mineralojide kullanılan mohs sertlik göstergesinde en yüksek rakamla (10) gösterilir. Bu, diğer bütün mineralleri çizebilmesi demektir. Sertliğinden dolayı endüstriyel aletlerde kullanılması büyük önem kazanmıştır. Keza dayanıklılığından ve ışığı çok iyi kırmasından dolayı kıymetli bir zîynet eşyâsıdır. Elmas mineralinin her cihetteki sertliği aynı değildir. Fakat X ve Gama ışınları ile en sert yönüne doğru yönlendirilerek, aletlerde kesici olarak kullanılması sağlanır. Endüstriyel kullanım amaçlı yapay elmas üretilir, fakat elmasın yapay ya da doğal olduğu kolayca anlaşılır ve yapay olanının ziynet eşyası olarak bir değeri yoktur.

Elmas, ametalik özellikler gösterir. Erime noktası 3500 °C’dir. Yoğunluğu yaklaşık 3,5 gr/cm³tür. Havada 850 °C’de yanar. Havasız ortamda 1500 °C’de grafite dönüşür. Oda sıcaklığında hiçbir madde etki etmez. Florla 750 °C’de, karbon tetra florür (CF4) bileşiğini meydana getirir. Diğer halojenlerle birleşmez. Elmas izometrik bir sistemde kristallenir. Her karbon atomu kendisini çevreleyen dört karbon atomuyla düzgün dörtyüzlü meydana getirecek şekilde bağlanmıştır. Daha doğrusu iki tâne kare tabanlı piramidin taban tabana gelmiş şekli görünümündedir. 12 yüzlü ve kübik kristal yapıları da vardır. Kristallerin rengi beyaz, kahverengi, siyah veya renksiz olabilir. Mineralin içinde yabancı atom mevcudiyeti de söz konusu olabilir. Fakat her 10.000 karbon atomu başına ancak bir tâne yabancı atom bulunur. Hattâ güzel tabiî elmasta 100.000 atom başına ancak 1 tane yabancı atom bulunur.

Elmasın tartılmasında ölçü birimi olarak kırat kullanılır (1 kırat 205 miligrama eşittir).

Elmasın optik özellikleri ona güzellik ve kıymetli zînet eşyâsı özelliğini vermektedir. Işığı kırma indisi çok yüksektir (2,417). Yâni içeri kabul ettiği ışın yansıttığı ışına göre fazladır. Kezâ ışını disperse etme (yâni, beyaz ışını renklere ayırma) kâbiliyeti de oldukça yüksektir. Radyasyonları tutma özelliklerine göre iki tiptedirler.

Birinci tip, görünen ışını absorbe edenler (soğuranlar, emenler); ikinci tip ise, morötesi ve kızılötesi ışınları absorbe edenlerdir. İkinci tip elmaslar tabiî hâlde mâvi renklidirler.

Elmas, mükemmel bir elektrik izolatörüdür. Kezâ ısı iletkenliği en yüksek olan maddedir. Bu özelliğinden dolayı zarar görmeden kesilebilir.

Elmasın 57 fasetli özel kesilmiş haline pırlanta denir.Pırlanta üzerinde 57 faset bulunur. Faset, ışığı yansıtan açılı yüzeylere verilen isimdir.

Pırlanta üç bölümden oluşur. Taç, kemer ve külah.

Kemerin üstünde bulunan bölüme Taç denir. Taç bölümünde 33 adet faset bulunur. Taç bölümünde bulunan fasetlerin sayısı fazla olduğu için, bu bölümde daha fazla yansıma ve parlaklık gözlemlenir. Bundan dolayı taç bölümü, pırlantanın geneline göre daha beyaz görünür.

Kemer bölümü doğal, cilalı ya da fasetli olabilir. Kemer kalınlığı pırlantanın parlaklığını etkiler. Kalın kemerli bir pırlanta daha mat görünür, ince kemerli pırlanta ise mıhlamaya karşı dayanıksızdır. Kemer, pırlantayı sağlam tutan önemli bir bölümdür. Kemer olmasaydı, pırlanta üretimde kullanılamayacaktı.

Kemerin altında bulunan bölüme külah denir. Külah bölümünde 24 faset bulunur. Külah bölümü pırlantaya giren ışığın dışarı yansımasını sağlar. Külah ne kadar doğru açıyla kesilmiş ise, pırlantaya giren ışık yansıyarak yine taçtan çıkar. Böylece pırlantada optimum parlaklık sağlanmış olur.

Kimi zaman külah ucuna da faset atılabilir. Bu faset ile pırlantanın en hassas kısmı olan külah ucunda oluşabilecek hasarlar önlenmiş olur. Dünyanın en sert madeni olsa da, pırlanta belirli yönlerden gelen darbelere karşı dayanıksızdır ve çabucak kırılabilir.
Çap, pırlantanın kemerinin bir uçtan diğer uca kadar olan ölçüsüdür.
Derinlik, pırlantanın tabladan külah ucuna kadar olan yüksekliğidir.

Daha detaylı bilgi için: http://www.lidadiamond.com/page.asp?pid=13

Bulunuşu

Elmas orijinal olarak yalnız kimberlit kayalarında bulunur. Diğer kayalarda bulunan elmas, muhtemelen kimberlitten aşınmayla veya tortuların başkalaşım geçirmelerinden meydana gelmiştir. Kimberlit kayasında bâzan elmas bulunmayabilir. Bulunma nisbeti ancak ortalama kırk milyonda birdir. Kimberlit, yüksek nispette magnezyum ve demir bulunduran volkanik kaya kalıntısıdır. Bu kayalarda birçok başka mineral de bulunur. Kalsit, olivin, ilmenit, mika vs. gibi. Kimberlit yer kabuğunun derin tabakalarında kanallar şeklinde bulunur. Elmasın bazı yer kabuğu hareketleriyle yukarıya çıktığı kabul edilmektedir. Kısmen de bazı bölgelerde nehir kumlarına karışmıştır. Elmasın en çok bulunduğu yerler olarak, Güney Afrika (Kimberley’de), Güney Amerika, Endonezya ve Hindistan sayılabilir.

Üretimi

Elmasın kazanılması, diğer minerallerin işlenmesi gibidir. Yalnız kristaller o kadar bol değildir. Çok dağınık olup, tespitleri bile güçtür. Yeryüzüne yakın cevherler olduğu gibi, 300 metre derinlerde olan cevherler de vardır. Cevher kayaları, borular daldırılarak kırılır. Çıkarılan balçıklı, kumlu cevher iki ameliyeden geçirilir. Cevher önce yoğun bir sıvıda yüzdürülür. Çok ağır olan mineraller dibe çöker. Daha sonra kumlu-çamurlu karışım bir nevi elekte aşağı-yukarı titreşim verilerek, elmasın dibe çöktürülmesi sağlanır.

Ayrı bir sistemle hem kesilmiş, hem de parlatılmış hâle getirilebilen yegâne mineral, elmastır. Birçok elmas kristali kendiliğinden pırlanta olacak şekildedir. Fakat bir kısmı da kesilmek zorundadır. Kesilmesi dikkat ve titizlik ister. Elmasların kıymeti dört faktörle ilgilidir: Kesilme, renk, büyüklük(karat) ve berraklıktır. Çatlak olup olmaması da çok önemlidir. Çünkü, çatlaklık, ışık girişini zorlaştırmaktadır. Sarı ve kahverengi elmaslar pek istenmez. Pembe, menekşe rengi ve yeşil elmaslar çok makbuldur. Kesilme şekli belki de en mühim faktördür ve parça büyüklüğü ile kıymeti artar. De Beers dünyanın en büyük üreticisi İngiliz bir firmadır.

Değer biçimi

Değer biçimi genelde yüzüklerdeki elmas ve pırlantalar için tamamen bir ön değerdir. Gerçekte o değere tekabül etmezler. Azlık hissi ile satışı kızıştırma tekniğidir. Pırlanta ve elmasların sertifikalı değer biçilmesi durumunda çoğunluk geri satarken bu fiyatları satıcı firmanın veremediği görülmektedir. Yani yatırım aracı olarak çok tehlikeli bir üründür. Bu noktada yeterli bilinçlendirme dünya çapında yapılmamaktadır.

Ürünün çıkartılması

Özellikle Sierra Leone başta olmak üzere Afrika ülkelerinde ve geri kalmış birkaç ülkede ülkenin fakir insanları çok zor sağlık şartlarında çalıştırılarak çıkartılmaktadır. Daha da kötüsü bu ülkelerde iç savaş hüküm sürmektedir, bu iç savaşların büyük elmas şirketleri tarafından desteklendiği bilinmektedir. Bu ülkelerde zor şartlarda çalışmayı veya asker olup savaşmayı kabul etmeyenlerin elleri kesilmekte olup, bu ülkelerde nüfusa göre sakat olma oranı bir hayli yüksektir. Son yıllarda bu yaşanan insanlık dramına karşı elmas için yeni bir sınıflandırma tanımı ortaya çıkmıştır. Bu sınıflandırmaya göre 2 çeşit elmas vardır, bunlar savaş (conflict) ve savaş-dışı (conflict-free) elmaslardır. Savaş (conflict) elmasları adından da anlaşılabileceği gibi elmas şirketlerinin desteğiyle ülkede iç savaş çıkartılarak ve ülkenin insanları çok zor sağlık koşullarında zorla çalıştırılarak elde edilmektedir. Savaş-dışı (Conflict-free) adı verilen elmaslar ise çıkarılırken çalıştırılan insanlar sağlıklı koşullarda ve ücretli olarak çalıştırılmakta, aynı zamanda ülkede herhangi bir çatışma veya iç savaşa neden olunmamaktadır.

Kullanılışı

Elmas ziynet eşyası olarak ve yüzük taşı olarak çok yaygın bir şekilde kullanılır. Elmasın güzelliği eskilerin de çok dikkatini çekmiş ve hattâ hastalık ve zehirlenmeyi önlediği sanılmıştır. Elmasın esas kıymeti kesme tekniğinin gelişmesinden sonra (17. yüzyılın sonlarına doğru) başlamıştır. Elmasın kesilmesi yine elmasla yapılmaktadır. Zîynet eşyâlarından başka endüstriyel âletlerde de elmas kıymetini devâm ettirmektedir. Endüstride kullanılan miktarı % 75-80 kadardır. Fakat kıymet olarak % 25-30 civârındadır. Endüstride cam kesici, taş yontucu, delici ve perdahlayıcı âletlerde kullanılır

Sanayi elması

Rengi ve biçimi açısından kıymetli taş olarak kabul edilemeyen ve sanâyide çeşitli maksatlarla kullanılan elmaslardır. Başlıca üç çeşit tabiî sanâyi elması vardır. Bunlar, ballas, bort ve karbonado isimlerini alır. Ballas, çok sert ve tok bir elmas çeşididir. Bort çeşidi, umûmiyetle bozuk renkli veya biçimsiz elmasları ihtivâ eder. Küçük olanları elmas matkap takımlarında kullanılır. Siyah renkli karbonado ise, torna tezgahlarında, cam kesme âletlerinde, pikap iğnelerinde vb. kullanılır.

Sentetik elmas

Elmasın karbon olduğu anlaşılınca, kömürün, grafitin elmasa dönüştürülebileceği düşünülerek, bu hususta birçok çalışmalar yapıldı. Nitekim bugün, grafitin elmasa dönüştürülmesi mümkündür. Termodinamik hesaplamalar grafitin elmasa dönüştürülmesi için en az 10.000 atmosfer basınç gerektiğini göstermiştir. Bununla beraber ilk defa 1955 yılında 100.000 atmosfer basınç altında 2500 °C sıcaklıkta ve krom katalizör kullanılarak sentetik elmas elde edilmiştir. Ancak parçalar genellikle küçük ve siyah renkli olup, nâdiren mücevher evsafında olabilmektedir. 1962’de yapılan bir çalışmada 200.000 atmosfer basınç ve 5000 °C sıcaklıkta katalizörsüz olarak grafit elmasa dönüştürülmüştür.

Sentetik elmasın üretimi için gerekli olan yüksek sıcaklık ve basınç şartları patlayıcılardan faydalanılarak elde edilir. Sentetik elmas üreticilerinden Du Pont Company bu tekniği uygular…

Karaağaç, Ordu ilinin Merkez ilçesine bağlı bir köydür.

www.karaagac52.com

Bazı bilgiler Abdulkadir KIR
tarafından yüklenmiştir.

Kuruluşu çok eskiye dayanan bir Türk köyüdür.Gayrimüslimlerin yaşamadığı tahmin ediliyor.Prof.Dr.Bahaettin YEDİYILDIZ’ın”Ordu Kazası”adlı eserinde1400-1500 yılları arasında 10 hanenin var olduğu ileri sürülüyor.
Yaşayan büyüklerimiz köyün en eski sülalelerinin,Felekoğulları,Hümmetoğulları,Aşçıoğulları,Kırhasanoğulları olduğunu dile getiriyorlar.

Mahalli yemeklerin başlıca çeşitlerini şöyle sıralayabiliriz.

PANCAR(KARA LAHANA)ÇORBASI:
Malzeme: 1 bağ pancar 1 baş soğan 1 tane acı biber 2 kaşık yağ Yeterli kadar tuz

Yapılışı:Pancar temizlenip yıkanır.İnce ince doğranırç.Bir tencerede yağ eritilir.İncecik doğranmış soğanlar bu yağda pembeleşinceye kadar kavrulur.Üzerine malzemenin miktarına göre su ilave edilir.Pancarın yeşil rengini koruması için kaynayan suya önce tuz atılır.Sonra doğranmış pancar ile önceden haşlanmış fasulye katılır.(Fasulye yerine mevsimine göre ve ailenin ekonomik durumuna göre posul,mısır yarması,bulgur,pirinçte katılabilir.)Birlikte epeyce kaynadıktan sonra elenmiş mısır unu bir elle kaynayan yemeğin içine azar azar dökülür.Diğre elle tahta kaşıkla topraklanmaması için devamlı karıştırılır.Yemek ocaktan indirilmeye yakın bir parça biber ilave edilir.Arzuya göre iç yağı bir tavada yakılarak yemeğin üzerine gezdirilir.Daha sonra servis yapılır.

MISIR ÇORBASI :
Malzeme: 1 kg kırma beyaz mısır 1 litre ayran 1 çorba kaşığı nane 1 su bardağı kuru fasulye

Yapılışı: Akşamdan suya bırakılan kırma mısır ve fasulye sabahleyin haşlanır.Bir tenceye su konularak kaynatılır.Hazırlanan malzemeler kaynayan suya katılır.Piştikten sonra dinlemeye bırakılır.Ayrı bir kapta hazırlanan ayranın içine pişmiş kırma mısır ve fasulye karışımı konulur.Servis yapılacağı sırada yağ eritilerek yemeğin üzerine dökülür.Nane ve tuz ilave edilir.

PANCAR(KARA LAHANA)SARMASI:
Malzeme: 2 bağ pancar ½ kg kıyma 4 baş orta büyüklükte soğan 1 çağ bardağı pirinç Yağ,tuz,karabiber,maydanoz

Yapılışı: Pancar saplarından ayrılır.Temizlendikten sonra kaynayan suya konularak hafif diri kalacak şekilde haşlanır.Bir süzgeçte süzülür.Soğuk suda bekletilir.Hafif sıkılarak bir kaba alınır.Ayrı bir kapta kıyma,rendelenmiş soğan,yıkanmış pirinç,saçlı,tuz,karabiber ve kıyılmış maydanoz biraz su ile yoğrulur.Pancarın damarlı taraflı içe gelecek şekilde hazırlanan iç arasına konulur.Çok sıkı olmamak kaydı ile normal bir şekilde küçük küçük sarılır.Bir tencereye düzgün olarak dizilir.Üzerini kapatacak kadar su ilave edilir.(Kaynar su tercih edilir)Üzerine sarmayı bastırmak için kapağı örtülüp kaynamaya bırakılır.Önce harlı sonra kısık ateşte pişirilir.

PANCAR(KARA LAHANA)DİBLESİ:
Malzeme: 2 bağ pancar 4 baş orta büyüklükte soğan 1 su bardağı pirinç(veya bulgur) Zeytinyağı,tuz,karabiber

Yapılışı: Pancar temizleyip yıkanır.İnce ince kıyılır.Kaynamış suyun içine rengi kararmasın iye hemen tuz ilave edilir.Pancar kaynayan suya atılır.Bir taşım kaynadıktan sonra pirinç konulur.Pancar ve pirinç birlikte yumuşayıncaya kadar kaynatılır.Ocaktan alınarak süzülür.Topraklanmaması için devamlı karışıtrılır.Soğumaya bırakılır.Diğer taraftan,arzuya göre zeytinyağı veya tereyağı tencereye konulur.İncecik doğranmış bol soğanla hafif pembeleşinceye kadar kavrulur.Haşlanan pancarlar acı biber de ilave edilerek karıştıra karıştıra pişirilir.

SAKARCA KAYGANASI:
Malzemeler :Sakarca (3 bağ) Yumurta (1 adet) Tuz1yemek kaşığı (20 gram)Mısır Unu 4 yemek kaşığı (100 gram) Sıvıyağ ½ çay bardağı (100 gram)

Yapılışı :Sakarcalar temizlenip, yıkanır. Kaynayan tuzlu suda soğan kısımları yumuşayıncaya kadar haşlanır. Suyu süzdürülür. Sonra ince ince doğranır. İçine yumurta, mısır unu gerekirse bir tutam tuz ilave edilip, karıştırılır. Teflon tavada sıvıyağ ile alt üst edilerek kaygana şeklinde kızartılır. Sıcak dilimlenip servis edilir.

HAMSİ KAYGANASI :
Malzemesi:Hamsi (Taze veya Salamura)½ kilogram Yumurta(3 adet) Yeşil Soğan(1 bağ) Un (2 yemek kaşığı) Maydanoz (6-7 dal) Karabiber Süt (1 su bardağı)

Yapılışı : Hamsi ayıklanır, kılçıkları çıkarılıp üç-dört parçaya ayrılır. İçine yeşil soğan maydanoz ince ince doğranır. Yumurtalar kırılır, tuz ve karabiber ilave edilip, sütle açılır. Krep kıvamında hazırlanır. Tavaya çok az sıvıyağ koyulup, kızdırılır. Daha sonra hazırlanan karışımdan 1-2 kepçe dökülür. İnce bir şekilde yayılır ve kızartılır. (Kızarırken tava yavaş yavaş sallanmalı.) Bir tabak yardımı ile alt üst çevrilir. Kızaran kayganalar düz servis tabağına alınır. Hazırlanan krepler bitene kadar kızartma işlemine devam edilir. Kızaran kayganalar üst üste konulup, dilimlenir. Yada tek tek rulo şeklinde sarılıp, servis tabağına yerleştirilir. Arzuya göre yeşil soğan, salata ve marul ile süslenerek servis yapılır.

PANCAR DÖŞEMESİ :
Malzemeler :Pancar (Kara Lahana2 bağ) Soğan (2 adet) Pirinç veya Bulgur (1 çay bardağı) Kıyma yada Kemikli Et (250 gram) Salça (1 yemek kaşığı) Tereyağ (1 yemek kaşığı) Sıvıyağ (1 fincan) Acıbiber (1-2 adet) Tuz

Yapılışı : Pancarlar ayıklanıp, yıkanır. İnce ince doğranır. Kaynar suya atılarak 2-3 dk. Haşlanır. Süzgece alınır. Soğanlar ince doğranır. Kıyma ile kavrulur. Yağ ve salça ilave edilir. Haşlanmış pancarlar bu karışımla 2-3 defa karıştırılarak üzerine sıcak su konulup harlı ateşte pişmeye bırakılır. Içine ayıklanıp yıkanmış pirinç yada bulgur ve acı biber ilave edilerek yeterince pişirilir.

KURU YUFKA BÖREĞİ :
Malzemeler:Kuru Yufka ( Ordu Yöresinde Yapılan)9 adet,Sıvıyağ (1 çaybardağ)ı,peynir (300 gr) Maydanoz ½ demet

Yapılışı : Kuru Yufkalar hafif tuzlu suda ıslatılır. Teflon Tavaya sıvıyağ konur, üstüne 3 kat yufka döşenir. Üçüncü katın ortasına peynir ve maydanoz karışımından yapılan harç konulur. Kısık ateşte alt üst edilerek kızartılır. Sıcak olarak servis yapılır.

Not : Kuru Yufka Böreği yörede genellikle peynir ve çökelekle yapılır. Ancak, istenirse kıymalı, patatesli, ıspanaklı v.s. iç konularak ta yapılabilir.

MISIR YARMALI AŞ SARMASI :
Malzemeler :Kara lahana (Pancar) 3 bağ,Mısır Yarması (1 su bardağı),Bulgur (½ su bardağı) Soğan (4 adet),Salça (1 yemek kaşığı),Tereyağ (1 çay bardağı)Sıvıyağ 2 yemek kaşığı,Maydanoz 1 bağ Yoğurt (Süzme) 1 kase,Sarımsak 4-5 dişTuz-Kırmızı Biber 12.NanePatates 1-2 adet

Yapılışı : Pancar saplarından ayrılır. Kaynayan suda hafif diri kalacak şekilde haşlanır. Soğuk suya alınıp, süzgeçte süzülür. Mısır yarması ılık suda ıslatılır. Soğanlar ince ince kıyılır. Yağ ve salça ile hafif pembeleşinceye kadar kavrulur. Ayıklanıp yıkanmış bulgur ve mısır yarması ilave edilir. Tuz konulur. 1 bardak sıcak su ilave edilip, kısık ateşte pilav gibi çektirilerek pişirilir. Içine maydanoz, ince doğranmış sarımsak ve nane ilave edilip, karıştırılır. Haşlanmış pancarın damarlı tarafı içe gelecek şekilde tabak üzerine serilerek, hazırlanan içten konulur. 2-3 cm eninde küçük küçük sarılır. Tencereye düzgün bir şekilde dizilir. Soğan ve patates dilimleri konulur. Üzerine ağırlık yapması için bir tabak kapatılır. Sıcak su ilave edilir, kalan tereyağ ve sıvıyağ üzerine gezdirilir. Sarımsaklı yoğurt ile servis yapılır. Arzu edilirse üzerine yağda kızdırılmış kırmızı pul biber de konulabilir.

Not : (Mısır Yarması) fırında kurutulmuş mısır taneleri değirmende bulgur kalınlığında çekilir.

GALDİRİK KAVURMASI :
Malzemeler :Galdirik (Taze ve diri olmalıdır1 bağ) Yeşil Soğan veya Kuru Soğan (3-4 tane) Sıvıya(Mısır Özü, Ayçiçeği Yağı ½ çay bardağı) Maydanoz (Taze Maydanoz ½ bağ) Pulbiber Yumurta (1 adet)

Yapılışı : Galdirik temizlenip, yıkanır. İnce ince doğranır. Tuzlu kaynar suda haşlanır. Üzerinden soğuk su geçirilir. Bir tencereye sıvı yağ konur. Soğan doğranır, pembeleşinceye kadar kavrulur. Pulbiber ilave edilir. Kavrulmuş soğan üzerine galdirik boca edilir. Karıştırılarak kavrulur. Kıyılmış maydanoz katılır. Bir kapta çırpılmış yumurta karışıma dökülür. Pulbiber serpilerek servis yapılır.

NOT : Ordu’da yetişen bir bitkidir. Galdirik saplı, yeşil yapraklı bir bitki olup, çıktığı mevsimler ilkbahar ve yaz aylarıdır. Bu aylarda taze iken toplanır. Sadece gövde kısmı yenilir.

ISIRGAN ÇORBASI :
Malzemeler : Isırgan (Yeşil taze ısırgan ½ kg.) Kuru Soğan (1 adet) Yaş veya Kuru Nane (1 tutam) Kuru veya Yeşil Sarımsak (3 diş) Tereyağ (1 çorba kaşığı) Mısır Unu (Taze 2-3 çorba kaşığı) Salça (Domates 2 çorba kaşığı)Bulgur veya Pirinç (½ su bardağı) Yeşil Pırasa Yaprağı (1 tutam) Pezik (1 tutam) Su (Miktarı çorba kıvamı) Acı biber (2 adet)

Yapılışı : Isırgan, pezik, pırasa, ince ince doğranıp, kaynayan suya eklenir. 2 adet ı kırmızı biber konulur. Iyice kaynayınca un ilave edilir ve sarımsak eklenir. İnmesine yakın nanesini doğra. Piştikten sonra, ince ince doğranmış sarımsak ve soğan, tereyağında, salça ile birlikte kızdırılır. Bu sos çorbanın içine dükülüp, bir taşım daha kaynatılıp ocaktan alınır.

TAZE BEZELYE KAYGANASI:
Malzemeler :Taze Bezelye (Sultan Bezelye ½ kg.) Yumurta (Taze 1 tane)Mısır Unu (Taze, Mevsimlik 2-3 kaşık 100-150 gram) Sıvıyağ (Kızartacak Kadar 1 çay bardağı)

Yapılışı  : Bezelyenin iplikleri ayıklanır. Kaynayan tuzlu suda haşlanıp, Süzülür. Üzerine soğuk su dökülür. Derince bir kaba 2-3 kaşık mısır unu konur. Yumurta kırılır. Bezelye boca edilir. Iyice karıştırılır. Kızdırılmış tavaya sıvıyağ konur. Bezelyeler tavaya boşaltılıp iyice bastırılır. Alt ve üst kızartılır.

Not : Bu tür kızartmalar için özel tavalar kullanılır. Derin olan bu tavaların üzerinde kapakları düz biçimli ve tavanın içene geçecek şekilde hazırlanmıştır. Yiyecekler bozulmadan rahatlıkla çevrilir.

PEZİK MÜCVERİ :
Malzemeler :Pezik (Pazı)2 bağ,Soğan 2 adet,Pirinç 2 fincan,Yumurta 2 adet,Un 2 yemek kaşığı,Tuz-Karabiber-Nane,Sıvıyağ 1 çay bardağı

Yapılışı :Pezikler ayıklanıp yıkanır, ince ince doğranıp, haşlanır. (sapları yumuşayıncaya kadar.) Süzgece alınır. Üzerine biraz soğuk su gezdirilir. Pirinç üzerini örtecek kadar su ile haşlanıp suyu çektirilir. Haşlanan pezikler avuç içinde sıkılarak çukur bir kaba alınır. İçine haşlanmış pirinç, un, yumurta, tuz, karabiber, soğan ve nane ilave edilip iyice karıştırılır. Tavaya bir miktar sıvayağ koyulup, kızdırılır. Hazırlanan iç tavaya ince bir şekilde (1 cm.) yayılır. Kızartma işlemi yapılırken tava yavaş yavaş sallanmalı. Bir taraf kızarınca bir tabak yardımı ile alt üst edilerek diğer tarafta kızartılır. Ilıdığı zaman dilimlere kesilerek servis tabağına alınır. Bu ölçüdeki malzemelerle 2-3 tava hazırlanabilir.

KABAK ÇORBASI :
Malzemeler :Yarım Kabak (Karakabak veya Kış Kabağı)yarısıTane Fasulye (Yada Alaca Fasulye)bir avuçMısır Unu (O Yılın Mısır Unu)½ yemek kaşığıTuz (İyotlu)1 tatlı kaşığı,Su (Yemeğin Su Oranı Ayarında)2 litre,Tereyağ 1-2 yemek kaşığı (40 gram),Kuru Soğan (Orta Boy)1-2 adet Domates ,Maydanoz (Taze Maydanoz) ½ bağ

Yapılışı :Kabak soyulup dilimlenir. Taze Fasulyeler haşlanır. Bir tarafta su kaynatılır, daha sonra kaynayan bu suya dilimlenen kabaklar atılıp, haşlanır. Aynı suya ayıklanıp, bölünmüş taze fasulyeler ilave edilerek pişmeye bırakılır. Bu arada 1-2 yemek kaşığı mısır unuda ıslatılarak kabak ve fasulyeye ilave edilir ve topak topak olmaması için karıştırılır. Tuz konulur. Ayrı bir kapta doğranmış soğan tereyağında pemleşinceye kadar kavrulur. Buna kabuğu soyulmuş ve kuşbaşı doğranmış domates katılarak bir sos yapılır. Çorba pişince hazırlanan sos ilave edilir. Bir taşım daha kaynatılarak pişince, Maydanoz ince ince doğranıp üzerine konularak sıcak olarak servis edilir.

Karaağaç Köyü doğal güzellikleri ve sıcakkanlı insanları ile Ordu’da adından söz ettiren nadide bir köydür.Gezilip,görülmeyi hak eden ancak değeri pek anlaşılamamış bir köydür.
Köyümüzün bazı güzellikleri:

ÇATALKAYA:

Melet Irmağı kenarında,iki kayanın göğe doğru uzanmasıyla oluşan eşsiz bir güzelliktir.Görmediyseniz bir eksiğiniz var demektir.

TARİHİ KÖPRÜ AYAKLARI:

Melet Irmağı üzerine kurulmuş tarihi köprüden geriye ayakları kalmıştır.Eskilerin ayaklar yanı dediği güzel bir yerdir.Belki tarih canlanır köprü tekrar oraya inşa edilir.Kimbilir…

MELET IRMAĞI:

Köyün eteğinden uzun bir vadi oluşturarak akan Melet Irmağı,Karaağaç Köyü’ne iki sevgili gibi birbirine bağlıdır.Melet Irmağı mesire alanı olarak,yazın serin rüzgarıyla sizi misafir eder.Balıkçılar,en büyük balıkları,burada avlarlar.Melet Irmağı’nda yüzmeyen Karaağaç Köylü yok gibidir.Sayın Bakanımız [[Hilmi GÜLER:”Melet Irmağı’nda elimi sokmadığım taş kalmamıştır.”,demişti.Gerisini siz düşünün artık …Meşhur balıkçılarımız bu ırmakta balık avlamanın zevkine doyamazlar.Bu meşhur balıkçılarımız şunlardır:Hayri TÜRK,Emin TÜRK,Yılmaz AKTAŞ,Mehmet ÖZİŞ,Hasan KIR(rahmetli),Hamdi KIR,Osman KIR,Yusuf KIR,Nevzat KIR,Nadir KIR ,Hasan KIR,Ceyhun KIR,Gürsel TÜRK,Muhsin USTA,İbrahim AKTAŞ,Cemal KIR,Hulusi KIR,Temel AKTAŞ(rahmetli),Kemal AKTAŞ,….

Melet ırmağında değişik avlanma yerleri şunlardır:

Halis Efendi’nin döneği,

Gındıra,

Salim YILMAZ’ın gölü,

Soğuk Su,

Ayaklar Yanı,

Abbanın gölü,

Yardibi,

Çatalkaya,

Yassı Kaya,

Köprü Altı,

Müezzin,

Ceviz Kökü,

Bededoğlu Döneği,

Mızrabükü,…..

Dar ve geçit vermez bir vadiden çağlaya çağlaya,Melet Irmağı ile buluştuğu yerdir.Karaağaç Köyü iki köyün buluşma yeridir.Sarp Dere yorgunluğunu bizim köyde bitirir,çok sevdiği Melet’le birleşir.

MAĞARA:

Çıtkıran mahallesinde güzel ve küçük bir mağaradır.

KALE:

Dağtarla mahallesinde Cinoğullarının arazisinde bulunan güzel bir kaya kalıntısıdır.

Karaağaç Köyü Ordu’ya 23 km.uzaklıktadır.Ordu-Ulubey yolunun Çavuşoğlu Boğazı’ndan sapılarak,Aydınlar-Eymür köylerini takip ederek köyümüze ulaşabilirsiniz.
Dereyolu köyümüzden geçmesi ulaşımı kolaylaştırmıştır.Dağtarla,Bozbükü mahallelerin asfalt yoldan ulaşım sağlanır.Çıtkıran,Nefs-i Kez,Çengelli,Karaağaç mahallelerimize stabilize yoldan ulaşım sağlanmaktadır.

Karaağaç Köyü,Ordu ili,Merkez ilçeye bağlı şirin ve güzel bir köydür.Ordu’ya 23 km. uzaklıkta,Doğu Karadeniz ile Orta Karadeniz bölümünü ayıran Melet Irmağı kenarında kurulmuştur.
Komşu köyleri Eymür,Güzelyurt,Güvenyurt,Kuylu,Hacılar ve Akgüney’dir.
Yüzölçümü olarak,komşu köyler arasında en büyük köydür.

Karaağaç Köyü altı mahalleden meydana gelmiştir.Bu mahalleler şunlardır:Karaağaç,Çıtkıran,Çengelli,Nefs-i Kez,Dağtarla,Bozbükü

KARAAĞAÇ MAHALLESİ:

Köyün ismiyle anılan Karaağaç mahallesi,köyün merkezine yakın bir yerde kurulmuştur.

ÇITKIRAN MAHALLESİ:

Köyün merkezinde bulunan Çıtkıran Mahallesi,büyük ve kalabalık bir mahalledir.

ÇENGELLİ MAHALLESİ:

Köyün zirvesinde bulunan güzel bir mahalledir.

NEFS-İ KEZ MAHALLESİ:

Eymür Köyü tarafında bulunan mahallemizin doğal güzelliklerini görmeye değerdir.

DAĞTARLA MAHALLLESİ:

Melet Irmağı kenarında,köyün eteğinde kurulmuş bir mahalledir.

BOZBÜKÜ MAHALLESİ:

Kuylu Köyü sınırında,Melet Irmağı kenarında kurulmuş bir mahallemizdir.

Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir.

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 542
1997 540

1-Kuyumcu oğulları(KARAAĞAÇ),

2-Kırhasan oğulları (KIR),

3-Beded oğulları(AKÇAY),

4-Karaoğlan oğulları(KARAKAYA),

5-Çakırali oğulları(YILMAZ),

6-Hümmet oğulları(AYDIN),

8-Eyüp oğulları(KAYMAZ,EYÜPOĞLU),

9-Çıtlak oğulları(ALKAN),

10-Kulaç oğulları(KULAÇ),

11-Cin oğulları(TÜRK),

12-Abaş oğulları(KILLI,YEŞİLYURT),

13-İpek oğulları(ŞEN),

14-Sakar oğulları(

15-Höbel oğulları(TEPE),

16-Felek oğulları(KARLIBEL),

17-Pehlivan oğulları(YENİLMEZ),

18-Veli Efendi oğulları(GÜNEY),

19-Mekter oğulları(

20-Bey oğulları(

21-Pirci oğulları(ÖZİŞ),

22-Çoğosman oğulları(AKTAŞ),

MEHMET KARAKAYA (Doktor Mehmet):

Askerliğin sıhhıye olarak yapan Mehmet Karakaya köyümüzde büyük emeği geçmiş,insanlara şifa dağıtmış,ünü köy sınırları dışına taşmış nadide bir insandır.Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.

AHMET YENİLMEZ (Ahmet Ağa,Eğitmen):

Köyümüzün ilk eğitmenidir.Fötr şapkası ile okuma ve yazmayı köy halkına öğreten değerli bir büyüğümüzdür. Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.

SELAHATTİN AKTAŞ (Usta,Marangoz):

Köyün ustası ve marangozudur.elinden gelmeyen iş yok gibidir:Cenaze,düğün,toplantı,cami yapımı ve tamiri. vb…

ABDURRAHMAN KARAKAYA (Din Adamı):

Kutsal Kitabımız Kur’an-ı Kerim’i köyümüzün insanına öğreten değerli bir büyüğümüzdür. Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.

ADEM KULAÇ (Öğretim Görevlisi):

Ordu üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak üniversite gençliğine üstün hizmetlerde bulunmaktadır.

HALİL ÖZİŞ (Milli Teakvandocu):

Ülkemize sayısız madalyalar kazandıran ÖZİŞ,şu an teakvando çalıştırıcısı olarak hayatına devam etmektedir.

LEVENT KARAAĞAÇ (Gazeteci):

DURMUŞ KARAAĞAÇ (Gazeteci-BTV):

HASAN KIR (Eski Muhtar):

Köyün okulunu,camisini ve yolunu yapan muhtardır.Köyde çok kısa zamanda çok değerli işler yapmıştır. Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun.

ÖMRAL KIR (Serbest Muhasebeci-Siyasetçi):
İl Genel Meclisi üyesi,AK PARTİ Perşembe İlçe 2.Başkanı,Köyümüze hayırları dokunan değerli bir büyüğümüzdür.

ERGİN KARLIBEL (İş Adamı):

Köyümüzün yetiştirdiği değerli insanların başında gelir.Köyümüze yapmış olduğu yardımlar köy halkı tarafından unutulmamaktadır.Kendisine ne kadar teşekkür etsek azdır.

Dr.MEHMET HİLMİ GÜLER (1949- )- ORDU/KARAAĞAÇ

Mehmet Hilmi GÜLER 1949 yılında Ordu ili Karaağaç Köyü’nde doğdu. İlk, ortaokul ve lise öğrenimi Ordu da tamamlayan Güler,1972 yılında ODTÜ den Metalürji Mühendisi olarak mezun oldu .Güler aynı üniversitede yüksek lisans ve doktora yaptı.

Daha sonra Türk uçak sanayi T.A.Ş-TUSAŞ ta proje mühendisi ve grup başkanı,Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu-TÜBİTAK ta uzman müdür,başkan yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan Güler ,aktif olarak bilimsel ve teknik araştırma projeleri yürüttü.

Güler,Ereğli Demir ve Çelik Sanayi T.A.Ş , İGDAŞ gibi resmi kurum ve özel sektör kuruluşlarında yönetim kurulu üyesi, Murahhas Aza ve Genel Koordinatör olarak çalıştı.Güler MKEK ve Etibank ta genel müdürlük yaptı.Evli ve iki çocuk babası olan Güler,3 Kasım seçimlerinde Ordu dan milletvekili seçilerek parlamentoya girdi ve 58. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak atandı.Sayın bakanımıza görevinde başarılar diliyoruz.Karaağaç köyü kendisine karşı kalbi bir sevgi şükran beslemektedir.Allah yüzünü kara çıkarmasın.

CEMAL ENGİNYURT (1965- )-ORDU/KARAAĞAÇ

Cemal ENGİNYURT 1965 de Ordu da doğdu.Babası Mustafa ve annesi Ayşe Enginyurt tur.Eğitimini Anadolu Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde tamamlamıştır.Evli ve iki çocuk babası olan Enginyurt 21.dönem MHP Ordu milletvekilliği yapmıştır.İşadamını Yeşil Ordu sürücü kursununda sahibidir.Milliyetçi Hareket Partisi Ordu Milletvekili olarak ilimize değerli hizmetlerde bulunmuştur.Siyasi hayatında başarılar dileriz…

Ahmet YENİLMEZ (1966-…..) ORDU /KARAAĞAÇ

1966 tarihinde Ordu ili Karaağaç Köyü doğan Ahmet Yenilmez, ilkokulu köyde, orta ve lise tahsilini Ordu’da tamamladı. Yüksek tahsilini Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde yaptı.
Halen Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi Bölümü Yüksek Lisans öğrenciliği devam etmektedir. 1978 yılında Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu Deneme Sahnesinde Tiyatroya başlayan Yenilmez 1983 yılında Karadeniz Bölgesi tiyatro festivalinde Cevat Fehmi Başkut’un “ölen hangisi” adlı oyunuyla en iyi erkek oyuncu ödülünü aldı.
Üniversite çalışmalarına devam eden Yenilmez 1985 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tiyatro kolunu kurdu, 1987 yılında Hasret Sahnesi bünyesine girerek burada profesyonel oldu ve bu ekip bünyesinde “Yusuf Yüzlüler” isimli oyunu yönetip oynadı,1992 yılında Kültür Bakanlığı bünyesinde “Bir Ben Vardır Bende Benden İçeri” isimli tek kişilik oyunu yönetip oynadı, 1996’da “Medeniyetinizden İstifa Ediyorum” isimli oyunu yönetip oynadı. Yenilmez 1996 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gösteri Sanatları Merkezinde Genel Sanat Yönetmen Yardımcılığı görevine yürüttü.
1997 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Muammer Karaca Tiyatrosu Müdürlüğü görevine bulundu. 1998 yılında Sarıyer Belediye Tiyatrosu’nu kurdu. 1999-2000’de kendi yazıp oynadığı “Milenyum Eşiğinde Türkiye” isimli tek kişilik oyununu sahnelemektedir. 1998 yılında Deli Yürek adlı dizi film’de “Sabri” tiplemesiyle adından sıkça söz ettirmeye başladı.
3 Kasım 2002 tarihinde yapılacak olan milletvekili seçimlerinde BBP ’den İzmir ikinci bölge, birinci sıradan milletvekili adaylığını koydu. Son olarak “Ekmek Teknesi” adlı dizide “Celal” tiplemesiyle sevenlerinin kalbindeki yerini sağlamlaştırdı.
TRT’de yayınlanan Kınalı Kuzular yapımıyla beğeni topladı.
Aynı zamanda yayınlanan SEYRÜ SEFER isimli bir kitabı bulunmaktadır.

Köyün ekonomisi şu başlıklarda incelenebilir:

Fındık :Köyümüzün başlıca geçim kaynağıdır.Kaliteli Türk fındıkıları yetiştirilir.Dönüm başına yüksek ürün elde edilen bereketli bir toprağı vardır.

Arıcılık :Fındıktan sonra köyümüze ekonomik anlamda büyük bir girdi sağlar.

Mısır :Herkes ihtiyacı kadar ekmektedir.Bir gelir elde edilmek için yetiştirilmez.

Sebze ve meyve :Hem günlük ihtiyaçta hem de pazarda satılmak için yetiştirilir.

Kivi:Yeni yetiştirilmeye başlanan kivi yakın bir zamanda yan gelir olarak köylümüze gelir kapısı olacaktır.

Mantarcılık :Değişik türlerdeki mantarlar toplanarak Ordu’da pazara çıkarılır.

Balıkçılık :Karaağaç Köyü balıkçıları ile meşhurdur.Balıkçılık çok az da olsa bir girdi sağlar köyümüze.

Hayvancılık :Köyde küçük ve büyük baş hayvan yetiştiriciliği yapılmaktadır.

MUHTAR

Karaağaç Köyü muhtarı,İsa KIR’dır.
1951 Karaağaç Köyü doğumlu muhtar İsa KIR,ikinci dönem muhtarlık yapmaktadır.Başarılı ve azimli muhtarımız halkla iyi bir diyalog kurarak,köyün ihtiyaçlarını gidermeye çalışmaktadır.Muhtarımıza başarılar dileriz.

AZALAR

1-Murat KURUCU

2-Aşkın AKDAŞ

3-Şenel YILMAZ

4-Emin TÜRK

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - İsa KIR
1999 - İsa KIR
1994 - Kemal GÜNEY
1989 - Kemal GÜNEY
1984 - Halis USTA

İsa KIR (2003-2008)

İsa KIR(1998-2003)

Kemal GÜNEY(1993-1998)

Kemal GÜNEY(1988-1983)

Halis USTA(1983-1988)

Halis USTA(1978-1983)

Halis USTA(1973-1978)

Hamdi ALKAN(1968-1973)

Hasan KIR(1963-1968)

Köyde ilköğretim okulu vardır.

Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur.

Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur.

Sağlık ocağı yoktur.

Sağlık evi vardır.

Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Köyde iki cami bulunmaktadır.

Halkımıza dört bakkal ve iki kıraathane hizmet vermektedir.

KARAAĞAÇ KÖYÜ İNTERNET SİTESİ:

www.karaagac52.com

Köyümüzün biri Ordu merkezde ,diğeri İstanbul’da olmak üzere iki derneği bulunmaktadır.

1-Ordu İli Karaağaç Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği

2-Ordu İli Karaağaçlılar Kültür ve Yardımlaşma Derneği

İsmetpaşa, Eskişehir ilinin Mahmudiye ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihi

köyün kuruluşu takriben 1925-1927′li yıllara dayanmaktadır.Köye adınıda veren ismet inönü tarafından kurulmuştur.Köye ilk yerleşen balkan gçömenleri olup Bulgaristan Razgrat ve Kalava göçmenleridir.İlk olarak 250 hane civarında Nahiye olarak kurulmuştur.İlk kurulduğu yıllarda köyde jandarma karakolu ve hükümet konağının mevcut olduğu bilinmekte olup yine o yıllarda sahra telefonu ile birlikte 5 derslikli köy ilkokulununda olduğu köyün yaşlıları tarafından söylenmektedir.Köyün kuruluşu ile birlikte 2 adet camiisi , hane başına birer dönüm bağ bulunmaktadır.Bu bağlarda kayısı , erik , vişne , kiraz , şeftali , ceviz, üzüm , kavun , karpuz gibi meyveler yetişmiştir.
1980 yılından sonra şehre başlayan göçler neticesinde köyün eski ahalisinden 6-7 hane dışında yaşayan kalmamıştır.

İsmetpaşa köyü hakkında bilgisine başvurulan kişi Gakçıoğlu Mesut KARADENİZ’dir.
Sayın Mesut KARADENİZ hemşehrilerine şöyle seslenmektedir:
“Dökülmüş yapraklar bozulmuş bağlar
Dost diye baktığım eller perişan
Bir başıma olsam gam çekmez idim
Bir ben değil cümle alem perişan…”

Kültür

Köyümüzün geleneklerini sırlayacak olursak;

Düğünlerimiz:
3 gün 3 gece yapılmaktadır.Kına gecelerimizde kızlarımız Bindallı adı verilen Balkan göçmenlerine has yöresel kıyafetlerini giyerler.Düğün evine asılan bayrakla düğün başlamış sayılır.İlk gece kız evinde türküler eşliğinde geline kına yakılır ve bu esnada söylenen türküler sırasıyla “Dayler Dayler , Edirne köprüsü ” dür.
Düğün yemeği olarak ” sütlü şehriye çorbası ,etli kuru fasülye , yahni , kırma böreği( balkan göçmenlerine has yufkadan yapılan bir börek çeşidi ), dızmana ( balkan göçmenlerine has hamurdan yapılan guzine ve fırınlarda pişirilen bir börek çeşiti) , akaşı( sütlaç) , komposto.. ikram edilir

Erkek evinde damat traşı ile başlayan düğün davul , zurna ve cümbüş eşliğinde çiftelli gibi oyunlarla devam eden düğün akşamında meydan ateşleri yakılır ve damat takısı başlar.düğünün 3 ncü ve son günü karşılama denilen yöresel halk oyunu ile gelin alınır.
yöresel eğlencelerde örneğin Hıdırellez gecelerinde yakılan ateşler eşliğinde köyün gençleri Def , Zilli maşa ve Darbuka gibi müzik aletlerini çalarak evleri dolaşırlar her evden bir hediye alınır.Alınan bu ufak hediyeler bir bakraçta saklanarak bir gül ağacının altında sabaha kadar bekletilir. Sabah olduğunda ise toplanan bu hediyeler okunan maniler eşliğinde tekrar sahiplerine iade edilir.

Coğrafya

Eskişehir iline 63 km, Mahmudiye ilçesine 10 km uzaklıktadır.

İklim

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 1197
1997 1202

Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Mehmet Keskin
1999 -
1994 -
1989 -
1984 -

Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.